SON DAKİKA

ATAMA HATALI “SAKINCALI REKTÖRLER” ; “KONTROLLÜ TEMİZLİK GÖREVLİLERİ” Mİ?..

Bu haber 11 Haziran 2019 - 9:56 'de eklendi ve kez görüntülendi.

FETÖ ve paralel yapı ile mücadele eden kişilerin önünü açmak ve hukuku işletmek istiyorsanız önce eski rektörlerin mesai ve iş arkadaşlarına dikkat edin.
Edin ki; ezkaza Rektör olduklarında FETÖ’cü eski rektör mesai ve sır arkadaşlarını sonrasında zımnen korumasınlar ve kollamasınlar. 

FETÖ’nün akademik uzantıları ile mücadele etmek;  “Pirincin içindeki beyaz ve gri taşları da ayıklamak becerisi”dir.  Diş hekimlerinin kullandığı yöntem gibi,  FETÖ ve iltisaklılar ile mücadele, çürüğü çürükle tedavi etmeye benzemez.

Bu yazıda, FETÖ’cü kadro içinde olup da; geçmişte birbirini koruyan kollayan ya da FETÖ’ye yamanmış yarı FETÖ’cü- yarı AK Parti’li  imiş gibi olan bazı menfaatperest denizanası kıvamlı kişileri konu alacağım.

2013 Aralık depreminden sonra, FETÖ kontenjanından atanan üniversite rektörlerinin bazı rektör yardımcıları, genel sekreterleri ve sonrasında bazı dekanları süreç içinde bir şekilde görevlerinden ayrıldı ve sırra kadem basmıştı. Bu bir taktik miydi?

Evet, bir taktik talimattı. FETÖ kontenjanından atanan Rektörlerin, hem iş hem de ideolojik açıdan arkadaşlarının 15 Temmuz 2016 sonrası  birer birer yeni Rektör  adayı olmaları da tesadüf değil.

Üniversitede FETÖ yapılanması ile aldanmadan ve aldatılmadan hukuki açıdan mücadele edebilmek için, öncelikli olarak yapılacak bu ikinci halkadaki kişilerin incelemeye ve gözlem altına almaktır. Belediye başkanları arkadaşlarıyla tamamen duygusal karşılıklı ilişkilerini özellikle sorgulamak gerekir.

Yeni seçilecek Rektör’ ün eski Rektör’ün ekibinin içinden olmaması gerekir!..

YÖK Başkanlığı maalesef FETÖ”yle mücadele konusunda sınıfta kalmış, konuyu çok yavaşa almıştır. Kripto rektör bizatihi bir soruşturma yapmayıp üstten gelen listeyi devreye sokmakta bu arada da kripto FETÖ’cüleri koruyabildiği kadar korumaktadır.

Tutuklanacak, zindana atılacak FETÖ’cülerin, inadına görev sürelerinin sona ermesini beklemek ve bekletmek aslında üniversitede acı yaralar açmakta ve akademisyenlerin kurumlara ve yargıya güvenini zedeleyen telafisi mümkün olmayan güven ve samimiyet kayıpları yaratmaktadır.

Sonradan duyuyoruz… Falanca eski Dekan… Falanca eski YÖK başkan vekili… Falanca eski Rektör paralel yapıdan tutuklandı ve gözaltına alındı diye. Geçmiş olsun. Böyle FETÖ’yle mücadele olmaz.!!
Aksi takdirde ne olur? İşte bunlar olur..

FETÖ’CÜYÜ YARGILAMANIN YERİ İDARİ MAHKEMELERİ DEĞİL,CEZA MAHKEMELERİDİR.

YÖK Kanunu madde 53 c / 7 ye göre  FETÖ  ve benzeri oluşum ve iltisaklılar hakkında yapılan şikâyetleri,  savcılıklar kanunen re’sen karara bağlamak zorunda olmasına rağmen;  neden bu şikayet dilekçeleri halen daha Savcılıklar tarafından (FETÖ kapsamında  tek bir kişinin bile  ihracı yapılmamış)  YÖK kurumuna gönderilip, dipsiz bir dipfrizde bekletilmektedir!..

a) Savcılıklar neden  dosyaları suç tanımına göre işlem yapmayarak neden ağır ceza mahkemeleri dışındaki ceza mahkemelerine dosyaları göndermemektedir?

b) İlgili Devlet kurumlarından FETÖ kapsamında atılan kaç kişinin eş zamanlı savcılık suç duyuruları yapılmıştır?

c) İlgili devlet kurumları, kurum içi soruşturmalarda bizzat o kurumdaki müşteki personelin tanık ifadelerine başvurmuşlar mıdır?

İDARİ VE AKADEMİK MOBBİNG, FETÖ’NÜN SIK SIK KULLANDIĞI BİR YÖNTEMDİR

Post modern şark kurnazlığı ile bilerek yaptığınız hukuki boşluk ve hukuki yanlışlarla ve eksikliklerle dolu gri  soruşturma dosyalarınız ilerde, FETÖ’cülerin işe dönüş gerekçesi olarak karşınıza çıktığında, bunun altından kalkamazsınız. Aynı yöntemlerle akladığınız FETÖ’cüler içinde durum aynı. Sohbete dayalı, tek soru-cevap bir soruşturma açıp bir taşla hem gerekeni yaptık hem de o kişiyi akladık diyorsanız yanılıyorsunuz… Bir taşla iki kuş vurmaya çalışanlar, ikinci taşla üst düzey yöneticiler kendilerini vururlar. “Önce at, sonra al” yöntemleri ceza dairelerinden geri döner.
Soruşturmaları süren personelin soruşturmaları adam gibi yapılmalı bilerek uzatılmamalı. Eğer şüpheli bir durum varsa ve idari mekanizmalar yolu ile aşılamayacak teknik ve gizlilik dereceli bir konu olursa; o kişinin dosyasını vakit geçirmeden savcılığa göndermek ve tafsilatlı araştırılmasının yapılmasını istemek amirin görevidir. Aksine her davranış suçtur. Suçu ve suçluyu korumaktan dolayı üst amir hakkında ceza davası açılır.
Şikâyetçiler ve bilgi vermek isteyenler de mahalle baskısı ile işin içine müdahil ettirilmiyor….Korkutuluyor, ağızlarına biber sürülüyor…Mobbing yapılıyor ve İçinde “iftira”  kelimesi geçen uzun yönetmelik maddelerine atıfta bulunan kelime oyunları ile dolu karşı soruşturmalarınız ve gözdağlarınız da sizi kurtaramaz.

SON SÖZ

FETÖ ve paralel yapı ile mücadele eden kişilerin önünü açmak ve hukuku işletmek istiyorsanız önce eski rektörlerin mesai ve iş arkadaşlarına dikkat edin.
Edin ki; ezkaza Rektör olduklarında FETÖ’cü eski rektör mesai ve sır arkadaşlarını sonrasında zımnen korumasınlar ve kollamasınlar.  Derhal ceza mahkemeleri hâkimlerinin şefkatli kollarına teslim etsinler ki; FETÖ mağdurları,  tam kadro orada onları bekliyor olacaklar efendim.

İşte o zaman FETÖ’yle, paralel yapıyla, belgeleriyle tam bir sivil mücadele nasıl yapılır cümle âleme gösterilir. Bilmem anlatabildim mi?

Ben bu tanıma uyan  Gazi Üniversitesi Rektörünü savcılığa şikâyet etmiştim de oradan biliyorum… Efendim.

Tahir Çalgüner/DipDalga.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.