SON DAKİKA

DON NAWZARIAN: YARIN Kİ SEÇİMİ HEM MURSİ’NİN OĞULLARI HEM DE SİSİ İZLEYECEK

Bu haber 22 Haziran 2019 - 19:34 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Pazar akşamı hem Sisi, hem Mursi’nin oğulları İstanbul seçimini takip edecektir. Onların hangi tarafı tutacağından da eminim şüpheniz yoktur. Yarın bir Cumhurbaşkanlığı ya da meclis seçimi değildir. Bir belediye başkanlığı seçimidir. Normalde böyle bir seçim sadece ve sadece o şehrin halkını ilgilendirir. Ama görünen o ki yarın akşam dünyanın dört bir yanından sonuçlar takip edilecektir.

23 Haziran İBB seçine saatler kala, Halepçe’de yaşayan bir müslüman kürdün Don Nawzarian (@DonNawzar) twitter kullanıcı adıyla Türkiye’ye, özellikle İstanbul’da yaşayan Türk ve Kürt vatandaşlara sosyal medya hesabından seslendi.

Don Nawzarian’ın, yurtdışında yaşayan müslümanların Türkiye’ye bakış açısını çok güzel yansıtan ve yarın yapılacak olan seçime ilişkin verdiği mesajları içeren 32 adet twit dizisinden oluşan yazının birleştirilmiş halini okuyucularımıza sunuyoruz.

Don Nawzarian’ın twitter mesajı:

Ben Irak Kürdistan bölgesinin Halepçe şehrinden geliyorum. Kanlı Saddam’ın kimyasal silahlarla katlettiği Halepçe. İstanbullu değilim, Türkiyeli de değilim. Ama yarınki İstanbul seçim ile ilgileniyorum. Nedenini anlamak için bir çay demleyip bu thread’i okumanızı isterim.

YARIN YAPILACAK İSTANBUL SEÇİMİNİ DÜNYA TAKİP EDECEK

Yarın bir Cumhurbaşkanlığı ya da meclis seçimi değildir. Bir belediye başkanlığı seçimidir. Normalde böyle bir seçim sadece ve sadece o şehrin halkını ilgilendirir. Ama görünen o ki yarın akşam dünyanın dört bir yanından sonuçlar takip edilecektir.

Kudüs’ten Washington’a, Riyad’dan Tahran’a, Şam’dan Paris’e, birçok halk, ülke, grup ve lider yarınki İstanbul belediye seçimini takip ediyor. Sadece takip etmekle yetinmiyor! Herkes kendi tarafını seçmiştir. Safını beli etmiştir.

Türkiye seçimlerle bunalan bir ülkedir. Orta Doğu’nun diğer ülkelerinde seçim var ya da yok önceden sonuçları belliyken, Türkiye’de her yıl yeni bir seçim sürecine girip seçimin getirdiği belirsizlik ve istikrarsızlığa kapılıyor.

Türkiye sistem değişikliği ile beraber bir istikrar dönemine geçmek istedi. Bölgenin en önemli aktörlerinden olan Türkiye, 2023’e kadar bir istikrar dönemi yaşayıp uzun zamandır bekletilen stratejik adımları atacaktı.

Ama CHP ve CHP üzerinden Türkiye’nin istikrarını hedef alan güçler belediye seçimlerini bir belediye seçimi değil, erken Cumhurbaşkanlığı seçimine zemin oluşturacak bir fırsat gördüler. 2023’ü beklemeyip Türkiye’yi yeniden kendi iç seçim mücadelesiyle meşgul etmek istediler.

YARIN YAPILACAK SEÇİM NEDEN TÜM DÜNYAYI İLGİLENDİRİYOR?

Peki bu neden diğer ülkeleri ilgilendiriyor? Şu anda Orta Doğu’yu yeniden dizayn etme çabası vardır. Abu Dabi-Tel Aviv-Riyad üçlüsünün liderlik yaptığı bu proje, İran-Türkiye-Müslüman Kardeşler üçlüsünü tehdit olarak görüyor.

Bin Salman son verdiği röportajda bunu apaçık söylemiştir. Tabi birçok nedenle Türkiye’nin adını direk olarak vermemiştir. Ama daha önce Mısırlı gazetecilerle yaptığı mahrem görüşmede, İhvan ve İran ile birlikte Türkiye’nin Erdoğan’ını da düşman olarak nitelendirmişti

Abu Dabi-Tel Aviv-Riyad’ın umut ettiği Yeni Orta Doğu ve Trump’ın ‘Yüzyılın Anlaşması’ olarak bilinen Filistin meselesini bitirme çabasına karşı çıkan tek büyük güç -özellikle Sünni İslam dünyasında- Türkiye’dir.

Erdoğan liderliğindeki Türkiye, Afrika’dan Orta Doğu’ya, Libya ve Somali’den Katar ve Filistin’e, Üçlü Şer İttifakına karşı duran ve stratejik savaş veren tek büyük Sünni İslami güçtür. Erdoğan lider kaldığı sürece bu üçlü ittifakın işi hiç de kolay olmayacaktır.

Bu bir sır değildir. Muhalefet apaçık söylüyor. Ahmet Şık’ın dediği gibi hedef Türkiye’yi AK Partisiz kılmak. Gezi’de ‘mesele ağaç değil hala anlamadın mı’ cephesi şuanda da ‘mesele İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı değil, hala anlamadın mı’ diyebilir.

Darbeyle devirmek istedikleri Erdoğan daha güçlü çıktı. 2023’a kadar seçimsiz bir Türkiye’yi yönetecek Erdoğan’ın hem iç hem dışta daha cesur ve beklenmeyen adımlar atmasından korkuyorlar. Dolayısıyla asla ve asla Türkiye’ye ve Erdoğan’a bu istikrar müddetini tanımayacaklar.

Bu sebepler nedeniyle artık İstanbul Büyükşehir Başkanlık Seçimi sadece iki aday ve iki parti arasında değil, Orta Doğu’daki iki vizyon ve dünya görüşü arasındadır. Bir tarafta Bin Zayid’in diktatör generallerin yöneteceği bir Orta Doğu; bir tarafta da Erdoğan’ın vizyonu.

YARIN Kİ SEÇİMİ HEM MURSİ’NİN OĞULLARI HEM DE SİSİ İZLEYECEK!

İşte Erdoğan’ın ‘bu seçim Mursi ile Sisi arasında’ bir seçimdir dediği tam da budur. Pazar akşamı hem Sisi, hem Mursi’nin oğulları İstanbul seçimini takip edecektir. Onların hangi tarafı tutacağından da eminim şüpheniz yoktur.

Erdoğan bir gecede halkıyla beraber bir darbeyi bertaraf etmiş ise, İstanbul Belediyesi Seçimiyle Türkiye’de planlanan kargaşa ve kaos ortamının üstesinden de gelecektir. Ama Erdoğan’dan önce, İstanbulluların, oylarıyla CHP’yi son bir defa daha cezalandırmalıdır.

CHP yarın kazanırsa, Türkiye’nin önündeki seçimsiz 4 istikrar yılı, kaos ve kargaşa planlarına maruz kalacaktır. Bölgesel rolünü oynamak ve daha güçlenmek yerine, Erdoğan ve Türkiye yeni iç polemiklerle meşgul olacaktır.

Ama CHP yarın kaybederse, Türkiye çok ihtiyacı olan istikrar dönemine girecektir. CHP kaybederse, 2023’e kadar seçim olmayacağı bilinciyle, artık daha da küçülecek, belki de tarihin çöplerine karışacaktır.

İstanbullu kardeşlerim şunu bilmeli ki; yarınki seçim küçük hesapların seçimi değildir. AK Partiye kırgınlıklar olabilir. Adayın şahsına sıcak bakmayabilirsin. Belediye seçimidir hiçbir şey olmaz diyebilirsin. Ama yarınki seçim sadece İstanbul değil, İslam Alemini ilgilendiriyor.

Mısır’da, Mursi zamanında ‘Sakallı Subaylar’ diye bir grup muhafazakar asker vardı. Onlar, Mursi’yi orduda sakal bırakmayı yasaklayan kanunu değiştirmediği için eleştiriyordu. Mursi karşıtı medya her gece onları davet edip bu bir grup iyi niyetli askeri Mursi’ye karşı kullanıyordu

Bu iyi niyetli kişiler subaylar bilmeden Mursi’yi devirmek isteyenlerin projesinin bir parçası oldu. Darbe yapıldı, Mursi ile beraber o subaylar da yakalandı. Bazıları sakalları kesip işine döndü. Bazıları da zindanda!

Erdoğan’ın Türkiye’ye, Türkiye’nin muhafazakar kesimine, ve orta doğunun sesi kısıtlanmış halkına kazandırdıkları bellidir. AK parti ve Erdoğan ‘Perfect’ (mükemmel) değil, hataları olabilir ama hiçbir zaman onları CHP’ye ve CHP’nin Abu Dabi’li dostlarına yedirtmemelisiniz.

Kırgınlıklar olabilir, eleştiriler olabilir ama küçük kişisel hesaplara kapılmadan Osmanlı ruhuna ve Fatih medeniyetine karşı olan hiçbir zihniyete geçit verilmemelidir. İstanbul emaneti CHP’nin kirli ellerine teslim edilmemelidir.

Bu iş çok basit. O oy’unla kimi güldüreceksin! Hala seni ve senin gibi olanları hor görenleri mi, seni sahurda kucaklayanları mı! Bin Zayid, Bin Salman, Netanyahu ve Sisi’yi mi güldüreceksin! Allah’a adanmış, Sisi’nin zindanlarında bunalan 40 bin Mursi kardeşi mi?

SOYDAŞ KÜRT KARDEŞLERİME DE BİR MESAJIM VAR

Bir sözüm de soydaş Kürt’lerim içindir! Herkes kime oy vereceğinde özgürdür. HDP bir siyasi parti olarak kendi kararında özgürdür. Ama asla ve asla hiçbir siyasi parti Kürtlerin adına CHP’ye oy verin rezaletinde bulunamaz.

CHP sadece yasakların, asimilasyonların, katliamların ve inkar politikalarının başmühendisi değil, şuanda bile Kürtlere karşı hiçbir adımı yoktur! CHP yalan olarak bile Kürtleri sevemez. CHP’ye oy verin çağırısını yapan, bunu Kürtler adına yapamaz.

Bir Halepçe’li olarak, 1988 kimyasal saldırısında, Türkiye’de bize ağlayanların kim olduğunu çok iyi biliyoruz! CHP pisliğinden gelenler değil, Türkiye’nin muhafazakarı, kardeşlik duygusuyla, Halepçe’ye ağladı! Bu yılda da, Halepçe katliamını hatırlayan tek lider Erdoğan oldu.

Kürt’lerin dil ve kültür haklarına karşı uygulanan inkar politikasını kaldıran da Türkiye’nin muhafazakar kesimi oldu! Gelecekte de bu konu da atılacak pozitif adımlar yalandan başka bir sermayesi olmayan CHP’den değil, Erdoğan cephesinden gelecektir.

Bu seçim Kürt-Türk seçimi değildir. Kürtler adına bir destek çağırısı yapılmamalıydı. Ama yapılsa da CHP’ye değil Ak Parti’ye olmalıydı. İstanbul’daki Kürt seçmen , iktidarda olmadığı halde Kürtlere hiçbir proje ve vaadi olmayan CHP’yi cezalandırmalıdır.

Benim İstanbul’la olan bağım 1913 yılına dönüyor. Büyük dedem Halepçe’den gidip İstanbul’un Harbiye okulunda subay olmak için okumaya başladı! O zamanlar, Osmanlı zamanıydı! Osmanlı da insanların dili ve ırkı önemli değildi, herkes bir medeniyetin parçasıydı!

İstanbul ise o medeniyetin payitahtıydı! Osmanlı, büyük devlet psikolojisiyle, kimsenin dilinden, ırkından korkmuyordu. Salahaddin ve Alparslan’larda olduğu gibi, Türkler, Kürtler ve Araplar kültürel özgürlükleriyle İstanbul’da buluşuyordu

Benim büyük dedem sadece 2 yıl İstanbul’da kalmış. Ben sadece 2 gün İstanbul’da kalmışım. Ama İstanbul medeniyetimizin hatırasıdır. Birlikteliğimizin simgesidir. Onu asla ve asla kendisi bilmez laf kalabalığı yapan CHP’li serserilerine teslim edilmeyecektir.

Son sözüm, şehit Mursi’nin birçok konuşmasında ve son konuşmasında tekrarladığı Kurani Kerim ayetidir :

وستذكرون ما أقول لكم وأفوض امري الى الله

Ey halkım! Bu sözlerimi hatırlayacaksınız. İstanbul düşmesin. Bin Zayid’ler gülmesin. Bu şarkı burada bitmesin.

DipDalga.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.