SON DAKİKA

ABD İLE GÜVENSİZ BÖLGE!..

DÜNYA, GÜVENLİK, SİYASET, YORUM & ANALİZ

MÜŞTEREK HAREKAT MERKEZİ!..

GÜVENLİK, YAZARLAR, YORUM & ANALİZ

MİLLİ EĞİTİM-GÜZEL AHLAK-GENÇLİK ve GELECEĞİMİZ!..

Bu haber 06 Ağustos 2019 - 12:41 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Geleceğimiz; doğru, emin, nitelikli ve güzel ahlaklı yeni bir nesil yetiştirip yetiştiremediğimize göre şekillenecektir.. Neslimizi güzel ahlak üzere yetiştirmek her ebeveynin olduğu gibi, Milli Eğitim sisteminin de birinci vazifesidir. Çocuklarımızı doğruluk ve emin olarak yetiştirmek; kendimiz, neslimiz, vatanımız, milletimiz, dünyamız ve ahiretimiz için olmazsa olmazımızdır.

Düşünce, söz ve amelde doğru olmak, ihlas ve samimiyetle yalnız ‘Allah’ın rızasını gözeterek’ hareket edip hayatına yön vermek, emin ve güvenilir bir şahsiyet olmak!..

Her ‘müslümanım’ diyen kişinin sahip olması gereken bu hasletlere sahip olan kişilere rastlamak; günümüzde neredeyse imkansız hale gelmiş..

Sözünde durmamak, alışkanlık haline gelmiş. İnsanları aldatmak, övünç kaynağı sayılır olmuş. Yalan, hayatımızın vazgeçilmezi olmuş. İslam Ahlakı’ndan ne ailemizde, ne de toplumumuzda eser kalmamış!..

İnsanı, insan yapan, doğruluk ve eminlik vasıflarıdır.

Yalan, her kötülüğün anasıdır!.. Bizi yaratan Allah’ın hiç sevmediği bir vasıftır!.. Aslında yalan öyle bir illet ve felakettir ki; yalancılar dahi ‘yalancıları’ sevmez!..

Geleceğimiz; doğru, emin, nitelikli ve güzel ahlaklı yeni bir nesil yetiştirip yetiştiremediğimize göre şekillenecektir.. Neslimizi güzel ahlak üzere yetiştirmek her ebeveynin olduğu gibi, Milli Eğitim sisteminin de birinci vazifesidir. Çocuklarımızı doğruluk ve emin olarak yetiştirmek; kendimiz, neslimiz, vatanımız, milletimiz, dünyamız ve ahiretimiz için olmazsa olmazımızdır..

Bizleri yaratan Allah’ın (Celle Celalühü) insanlığa örnek olarak gönderdiği peygamberlerin ve onun izinde giden Salihlerin güzel vasıfları arasında, en başta doğruluk ve eminlik (güvenilirlik) yer alır.

Siyasileri, bürokratları, tüccarları, belediye başkanlarını, bakan ve milletvekillerini, hülasa, hepimizi yaratan Allah; felaha, refaha ve kurtuluşa ulaşmanın yolunu bizlere şöyle gösteriyor:

“…Verdiğiniz sözü yerine getirin! Çünkü verilen söz mes’uliyeti icap ettirir.” (el-İsrâ, 34)

“Ey iman edenler! Allah’a karşı takva üzere bulunun ve sözü doğru söyleyin ki Allah amellerinizi ıslah etsin ve günahlarınızı bağışlasın! Her kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, o hakikaten büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” (el-Ahzâb, 70-71)

“Ey iman edenler! Allah’a karşı takva sahibi olun ve sadıklarla beraber bulunun!” (et-Tevbe, 119)

Sadakat; niyette, düşüncede, sözde ve amelde doğru olmak, ihlas ve samimiyetle hareket etmek demektir. Emniyet de emin olmak, güvenilir bir şahsiyet sergilemek demektir.

ŞU ALTI ŞEY HAKKINDA SÖZ VERİN, BEN DE SİZİN CENNET’E GİRECEĞİNİZE KEFİL OLAYIM

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlardır:

“Bana şu altı şey hakkında söz verin, ben de sizin Cennet’e gireceğinize kefil olayım:

Konuştuğunuz zaman doğru konuşun!

Vaatte bulunduğunuz zaman yerine getirin!

Emanet hususunda güvenilir olun!

İffetinizi muhafaza edin!

Gözlerinizi haramdan koruyun!

Ellerinizi haramdan uzak tutun!”

Bu kadar basit!.. Ama kapitalist bir toplum için ’çok zor’. Çünkü ‘peşin’ ve ‘nakit’ bizim önceliğimiz olmuş.. Yarın sahip olacağımız hazine yerine; bugünün üç beş kuruşuna tercih eder olmuşuz!.. Ahirete olan imanımız yok denecek kadar azalmış!..

Süfyân bin Abdullah (radıyallahu anh) Peygamber Efendimiz’e:

“Ya Rasülallah! Bana İslam’ı öyle anlatınız ki, onu Siz’den sonra bir başkasına sorma ihtiyacı duymayayım!” demişti.

Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem):

“–Allah’a iman ettim de, sonra da dosdoğru ol!” buyurdular.

O:

“–Peki, ya Rasülallah! En fazla korunmam gereken şey nedir?” diye sordu.

Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi vesellem) mübarek eliyle diline işaret ettiler.

Yine Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem):

“Emaneti olmayanın (emin,güvenilir olmayanın) imanı da yoktur.” buyurmuşlardır.

EN BASİT GÖRDÜĞÜMÜZ MEVZULARDA DAHİ DOĞRULUK ESAS ALINMALIDIR

İslam, insanların basit gördüğü, önemsemediği hususlarda dahi doğruluğu esas almıştır.

Abdullah bin Amir (radıyallahu anh) şöyle anlatır:

Bir gün annem beni çağırdı. Rasülullah (sallallahu aleyhi vesellem) de evimizde bulunuyordu. Annem:

“–Gel de sana bir şey vereyim!” dedi. Allah Rasülü (sallallahu aleyhi vesellem):

“–Ona ne vermeyi düşünmüştün?” diye sorunca, annem:

“–Ona bir hurma vermek istemiştim.” cevabını verdi. Bunun üzerine Rasülullah (sallallahu aleyhi vesellem):

“–Bil ki, eğer ona bir şey vermeseydin, sana bir yalan günahı yazılırdı.” buyurdu.

Espri ve şaka mahiyetinde bile yalan konuşmak yasaklanmıştır.

Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz’in bu hususun ne kadar önemli olduğunu şöyle belirtmiştir:

“Kul, şakalaşırken yalan söylemeyi ve haklı bile olsa tartışmayı terk etmedikçe tam iman etmiş olamaz.”

“Yazıklar olsun o kimseye ki; konuşur da insanları güldürmek için yalan söyler! Yazıklar olsun ona, yazıklar olsun ona!”

Büyük Türkiye, gelişmiş Türkiye hedefimizin olduğunu iddia ediyorsak ve niyetimiz gerçekten bu ise;

Kendimizi ve neslimizi, başta yalan olmak üzere, kötü ahlaktan arındırmanın bir yolunu arayıp bulmalı; Allah’ın razı olduğu, Peygamber Efendimiz’in övündüğü bireyler olmak, O’nun ahlakıyla ahlaklanmak için çaba ve gayret sarf etmeliyiz. Gelişmenin de, büyümenin de yolu; Allah’a hakkıyla kul olmak ve Rasülünün ahlakıyla ahlaklanmaktan geçer!.. Her gün sayısı gittikçe artan deist, ateist, mealist ve LGBT’ci sapkın gençliğin bu ülkeyi götüreceği tek yer uçurumdur!..

NESLİMİZİ GÜZEL AHLAK ÜZERE YETİŞTİRMEK SADECE ANNE BABALARIN DEĞİL; DAHA ÇOK ‘’MİLLİ’’ EĞİTİM’İN GÖREVİDİR!..

Çocuklarımızı yeni eğitim sisteminde anaokulundan itibaren her gün 6-7 saat ‘’MİLLİ’’ Eğitim Sistemi’ne teslim ediyoruz. Çocuklarımızla vakit geçirebildiğimiz zaman çok sınırlı. Bu nedenle; Devlet, dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK ve üniversite yönetimleri; gençlerimizin ve çocuklarımızın ‘MİLLİ’ ve ‘YERLİ’, ‘GÜZEL AHLAKLI’ ve ‘NİTELİKLİ’ yetişmelerinde başlıca sorumluluk sahibidir!.. Ve bu sorumluluk ile hareket etmek zorundadır.

Çocuklarımızı, ‘milli’ olarak eğitim sistemine gönderiyoruz; ama maalesef ‘gayri milli’ olarak eve dönüyorlar!.

Vatanımız, Milletimiz, Dünyamız ve Ahiretimiz, Geleceğimiz için bu problemin bir an önce çözülmesi gerekmektedir!..

Eğitim sistemimizi gerçekten ‘MİLLİ’ hale getiremediğimiz taktirde; ‘MİLLET OLARAK YOK OLACAĞIMIZ’ kesindir!.. Bu yok oluş, illaki fiili yok oluş anlamına gelmez. Deist, ateist, sapkın bir nesil; bu milleti ‘manen’ yok etmek, milletimizi ‘izm’ ve ‘ist’ lerin kölesi haline getirmek demektir !. Ülkemiz üzerinde hain emelleri olan devlet ve milletlere köle yetiştirmek; aziz Türk Milleti’ni en acı şekilde yok etmek demektir. Fiili yok oluş; bu tür bir yok oluştan evladır!..

Yusuf Karamanoğlu/DipDalga.com

Yusuf Karamanoğlu
Yusuf Karamanoğlu iletisi@dipdalga.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.