SON DAKİKA

SANCAKLAR CAMİİ, PROTESTAN KİLİSESİNİN KOPYASI!.

Bu haber 12 Nisan 2019 - 18:54 'de eklendi ve kez görüntülendi.

İslam kültür ve geleneğinden çok Paganizm, Hıristiyanlık, Masonluk, Yezidilik ve Modernizm gibi yabancı inanç ve kültürlerden esinlenmiş ögeler barındıran ‘yeni nesil cami’ modası hızla yayılıyor. Bu modanın İslam’ı ‘içinden yıkma’ çalışmalarının son versiyonu olduğu değerlendiriliyor.

PİLOT PROJELER HAYATA GEÇTİ..

Büyükçekmece’deki Sancaklar Camii ile ‘dinlerarası diyalog’ bağlamında inşa edilen ve ‘ateşe tapanlarla Allah’a tapanları aynı zeminde ibadet ettirme’ iddiası barındıran Mardin Artuklu Üniversitesi İbadet Kompeksi bu programın pilot uygulamaları olarak öne çıkıyor.

‘YENİ NESİL CAMİ’ KAVRAMI FETÖ İLE DOĞDU..

Yeni Nesil ‘Cami’ projesiyle terör örgütü FETÖ’nün de yakın alakası bulunuyor. Örgütün Türkiye’de aktif olduğu yıllarda ‘dinlerarası diyalog’ safsatası bağlamında ivme kazanan ve büyükşehirler başta olmak üzere birçok noktada patlayan ‘Yeni Nesil Cami’ modası ile amaçlananın ise, Müslümanları en azından ‘estetik açıdan Hıristiyanlaştırmak’ olduğu gün gibi ortada..

BERLİN’DE ÜÇ DİNİ BİRLEŞTİRME’ YALANIYLA İSLAM’I BİTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR!.

FETÖ, Almanya’da da aynı doğrultuda birçok projenin içerisinde yer alıyor. Bunlardan biri, Berlin’deki FETÖ imamı Kadir Sancı’nın bir papaz ve bir hahamla beraber proje ortaklığını yürüttüğü ve üç dini birleştirme yalanıyla İslam’ı yok etme maksadı güden “House Of One” projesi..

İŞTE MÜSLÜMANLARDAN BEKLENEN..

2014 yılında Almanya’da düzenlenen “İnanç Estetiği ve Kamusal Alanda Kültürlerarası Karşılaşmalar” adlı panelde üzerinde durulan, “İslam’ı Avrupa’nın bir parçası olarak kabul etme konusunda Müslümanların estetik açıdan sekülerleşmesi ve hatta Hristiyanlaşması ne ölçüde beklenmektedir?” sorusu, aslında ‘Yeni Nesil Cami’ projesinden umulan amacı ortaya koymaya fazlasıyla yetiyor.

SİYONİST VAKFIN PROJESİ

Müslüman toplumlar üzerine sosyal mühendislik çalışmaları yürüten Siyonist Schmidt-Ruthenbeck ailesinin fonladığı Stiftung Mercator Vakfı’nın organize ettiği panelin ana katılımcılarından biri de, Büyükçekmece ve Mardin’deki yapıların mimarı Emre Arolat’dı.. Arolat, İslam toplumu üzerine hesapları olan çevrelere sunumda bulunmuştu..

AROLAT’IN SANCAKLAR CAMİ, PROTESTAN KİLİSESİ’NİN KOPYASI!.

Bu arada Mimar Emre Arolat’ın, “mimarlık şaheseri” olarak lanse edilen ve birçok ödül alan Sancaklar Camii projesinin, Almanya’daki bir Protestan kilisesinin birebir kopyası olduğu ortaya çıktı. Nazi rejimi sonrası, Hitler yönetimine bir tepki olarak 1967 yılında inşa edilen Dachau Protestan Kilisesi’nin, Emre Arolat’ın yaptığı Sancaklar Camii’nin neredeyse birebir kopyası olması şaşkınlıkla karşılandı.

İSLAM = ‘KARANLIK’, ‘YARASA’ İMAJ ÇALIŞMASI!.

Sancaktar ‘Cami’nin inşaatı esnasında içeriye yarasaların yuva yaptıklarını gösteren fotoğrafların Arolat tarafından paylaşılması da, İslam ile ‘karanlık’ arasında ustaca bir ilinti kurulmaya yeltenildiği yorumunu doğuruyor.

ATEŞE TAPANLARLA ALLAH’A TAPANLAR AYNI ÇATI ALTINDA!.

Mimar Emre Arolat, Mardin’de yaptığı bu eseriyle de, Haça tapan Hıristiyanlar ve ateşe tapan Yezidilerle Allah’a tapan Müslümanların aynı mekanda ibadet yapabilecekleri bir konsept geliştirdiği iddiasında bulunuyor..

“Dinsizleşme eğiliminin ta kendisi!.”

Gazeteci Yazar Ömer Lekesiz:

“BİR ‘CAMİ’ OLSAYDI MUTLAKA GÖRÜRDÜK”

Mimar Emre Arolat’ın yaptığı Sancaklar Camii üzerine değerlendirmelerde bulunan Gazeteci Yazar Ömer Lekesiz, ‘Cami Olsa da Görseydik” ve “Cami Olsa Görürdük” başlıklarıyla kaleme aldığı yazılarında özetle şu değerlendirmelerde bulunmuştu: “Avlu… Ön ve sağ tarafı beton duvarla örülü, içeriye dâhil olduğunuzda yine set kabilinden iki taş duvar… Sağdaki duvarın bitiminde benim dikit dediğim ama asıl karşılığına Kutlu”nun “meçhul asker anıtı” nitelemesiyle kavuşan, minare niyetine yapılmış dikdörtgen bir kütle… Siyahlıkla grilik arası… Kilise kasveti… Cami kottan kazanılmış bir daire gibi konumlandırılmış… Gözümüzde bir cami canlanmadığı gibi, bir camiye gelmişlik duygusuna da bürünebilmiş değiliz… “E, madem geldik, varsa girelim şu camiye” diyoruz… Karşımızda çıplak betondan bir kale duvarı!.. Merdivenli olan yer minbermiş, kırım yeri ise mihrap! Kürsüyü merak ediyorsanız o da ‘vav’ın çakıldığı özel duvarın sağında. Tavan çıplak betondan… Yukarıya doğru kat kat daralıyor. Sevgili Boztaş, tavana boş boş baktığımı fark ederek ‘abi, gül şeklinde’ diyor. Güleceğim ama gülemiyorum… İbadet mekânında safın en sonunda duran cemaat imamdan yaklaşık bir, bir buçuk metre daha yüksekte… Işıklar söndürüldüğünde ise ortam bir kilisedekinden iki kat daha fazla karanlığa gömülmüş bir tiyatroya dönüşüyor. Bu aşırılaştırılmış loşluk bana İmam Hatip’teyken fen bilgisi hocalarımızın laikliğin önemini/iyiliğini vurgulamak üzere yaptıkları şu ısrarlı telkini hatırlatıyor: “İbadet yerine girdiğinizde dünyanın, dünyaya çıktığınızda ibadet yerinin kapısını kapatın” Sancaklar caminin iç mekânında, onun cami olduğunu gösteren değil sadece ‘ima eden’ vav harfinden başka, tezyine, hatta tezhibe, işlemeye, dekorasyona yani İslami mimariye ait sayılan hiçbir şeye yer verilmemiş. İç mekânda tezhibin, tezyinatın ve dekoratif malzemenin dışlanması İslam sanatlarının da boğulması anlamına gelmekte. İslami idrak ve kültürün dışlanması… Bu fiilin ‘cami’ tanımı içinde gerçekleşmesi ise din içinde dinsizleşme eğiliminin (sekülerleşmenin) ta kendisi… Kutlu abiyle buranın nasıl tanımlanacağını da konuştuk. O, artistik fotoğraflar çekmeye uygun yer, otopark, kapalı anfi tiyatro veya antrepo denilebileceğini söyledi. Bense bunlara ‘bauhaustan bozma bir yapı’ tanımını ekledim. Çünkü orada bir ‘cami’ olsaydı mutlaka görürdük”

“Şizofrenik bir mimari tarz ortaya çıkmıştır..”

İslâm Sanat Tarihi Uzmanı Prof. Dr. Nusret Çam:

“CAMİDEN ÇOK PROTESTAN KİLİSELERİNE BENZİYOR”

‘Yeni Nesil Cami’ modası İslam sanatı açısından da ağır eleştirilere maruz kaldı. Konuyu değerlendiren İslâm sanat tarihi uzmanı Prof. Dr. Nusret Çam: “Bir mimari eser ve bilhassa da İslam ile özdeşleşmiş olan cami mimarisi, genel görünüşü, minare, kubbe, kapı, mihrap, minber gibi unsurları ile fonksiyonun ötesinde çok anlam taşır. Günümüzde İslam dünyası ne yazık ki kırılmaları, çatlamaları, çatışmaları, kopmaları ve düzensizliği yaşadığı için bu durum kendisini sanat ve mimarlık alanında da göstermektedir. Bunun yansıması olarak gelenekle hiç bağdaşmayan, halkın büyük bir kısmının ne olduğuna anlam veremediği mabetler ortaya çıkmaktadır. Bunların hepsinin de ortak özellikleri:

– Anadolu’daki Türk ve İslam cami geleneğine tamamen terstir.

– Hatta hiçbir şekilde cami görüntüsü vermemektedir

– Pencere namına hiç bir şey gözükmemektedir. Bu sebeple eserler içten ve dıştan kasvetlidir ve davet edici değil, iticidir. İnsanlara âdeta ‘buraya gelmeyin!’ diye bağırmaktadır.

– Bu binaları muhakkak bir şeye benzetmek gerekirse Amerika’daki Protestan kiliselerine benzetmek mümkündür.

– Minare yerine kullanılan yükseltiler, ya çay kulpuna, ya da yol kenarlarındaki benzin istasyonu işaret kulelerine benzemektedir.

– Hepsinde de beyaz değil, koyu renkler kullanılmıştır.

– Bu binalarda, İslâmın sınıfsız, ayırımsız yani bütünleştirici anlayışının aksine parçalayıcı ve ayırımcı bir görüntü hâkimdir.

Sonuç olarak: Bu binalarda kubbe, minare, mihrap, minber gibi camilerin temel elemanlarının fonksiyonlarının ya tamamen değiştirilmesi, ya da çarpıtılması suretiyle ortaya geleneksel, modern, postmodern gibi hiçbir mimari akıma uymayan, şizofrenik bir mimari tarz ortaya çıkmıştır” tespitinde bulundu.

BU İŞİN POLİTİKASI NE ZAMAN BELİRLENECEK?

Uzmanların en azından ‘çekince’ beyanında bulunduğu ‘Yeni Nesil Cami’ler konusunda Diyanet başta olmak üzere hiçbir yetkili kurumun ‘hassasiyet’ sahibi olmadığı görülüyor. Belediyeler başta olmak üzere kimi çevreler kafalarına göre birtakım yarışmalar açarak ‘garip’ ibadethaneler yaptırmaya devam ediyorlar..

DipDalga.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.