SON DAKİKA

ABD İLE GÜVENSİZ BÖLGE!..

DÜNYA, GÜVENLİK, SİYASET, YORUM & ANALİZ

MÜŞTEREK HAREKAT MERKEZİ!..

GÜVENLİK, YAZARLAR, YORUM & ANALİZ

YARGITAY’DAN, BİTİ KANLANAN “SAKINCALI FETÖCÜLERE” ÜZÜCÜ KARAR!..

Bu haber 03 Ağustos 2019 - 20:08 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Yargıtay 4.Hukuk Dairesi’nin, 6 Mayıs 2019 tarihinde vermiş olduğu Karar; yargıdaki hukuki boşlukları değerlendirme konusunda mahir olan FETÖ-cüleri çok üzecek.

İstanbul seçimleri  öncesi ve sonrasında biti kanlanan hakim yüzü görmemiş  FETÖ’cülerin, ”3 senelik uykunun ardından, adli ceza yargısında kayda girmemek adına, kendilerini şikayet edenler hakkında “hukuk mahkemelerinde”,  şikayetçileri yıldırmaya yönelik açtıkları manevi tazminat davalarındaki artış”, bir taktik manevra olarak değerlendiriliyor.”

Birkaç örnek;

Hakan Şükür davası;

FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ABD’ye kaçan eski futbolcu Hakan Şükür’e sosyal medya hesabından ‘şerefsiz’ dediği gerekçesiyle hakkında dava açılan ve yargılama sonunda cezaya çarptırılan Yusuf Varol, kararı bir üst mahkemeye taşıdı.

Ankara Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, Varol hakkında 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası isteniyordu. Mahkeme, Varol’u para cezasına çarptırdı ve hakkında verilen hapis cezası, 5 yıl süreyle denetimli serbestlik hükmüne çevrildi.

“ŞEREFSİZ’ DEMEK SUÇ DEĞİL’

Dosyayı inceleyen üst mahkeme, Şükür hakkında kullanılan “şerefsiz” kelimesinin suç teşkil etmediğini belirterek kararı bozdu. Varol hakkında verilen, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin kaldırılmasına karar verdi.

Metin Şenbil olayı:

Yazarımız Tahir Çalgüner, 17 Temmuz 2019 günü, daha önce yayınladığımız Gazi Üniversitesinde akademisyen olarak görev yapan Metin Şenbil hakkındaki yazısı hakkında ‘yayın durdurma kararı’ alınması üzerine; kararının haksız bir karar olduğunu düşündüğü için kararı veren hâkim hakkında HSK’ya suç duyurusunda bulundu.

Bir süreden beri FETÖ-cülerle mücadele eden kişilerin başlarına gelmeyen kalmıyor. Bu konuda haber merkezimize gelen ihbarlar her geçen gün artarak devam ediyor.

Son olarak, Yazarımız Tahir Çalgüner’in  dipdalga.com aracılığıyla yaptığı Gazi Üniversitesi’nde halen aktif görevde tutulan FETÖ zanlısı Metin ŞENBİL hakkındaki suç duyurusu,  20 puntoluk sarı zemin üzerine kırmızı büyük harflerle “Bu bir suç duyurusudur” görseli ile yayınlanmıştı.

Sonrasında, halen tam olarak nedenini anlayamadığımız, gerekçesiz bir  ‘yayın durdurma kararı’ ile karşılaştık.

Yayın durdurma kararı üzerine, Çalgüner;   HSK’ya kararı alan hâkim hakkında suç duyurusunda bulundu.

Tahir Çalgüner’in avukatı, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada ; “konunun adli ve idari açıdan  kapsamlı ve genişletilmiş takibi sonuna kadar yapılacaktır. Maalesef Rektör talimatıyla her sabah 20 mekik çekme talimatını bile yerine getirecek akademik ve idari personelin varlığı bile; Cemaatif yapının  üniversitelere  sızmasının ne kadar kolay olduğunu açıkça göstermektedir” dedi.

Tahir Çalgüner’e,  aynı konuda, 3 kez açılan sonuçsuz idari soruşturma ve bir de 6 aylık uzaklaştırma cezasının Ankara Bölge idare mahkemesinden iptali sonrasında, aynı şeyin 5. kez denenmesi manidar karşılandı.

Çalgüner, ”FETÖ-cüler Adli Ceza Mahkemeleri’ne gidemezler. Gittikleri takdirde, bütün foyalarının ve boyalarının ortaya çıkacağını çok iyi bilirler. Biz, Gazi Üniversitesi Rektörü İbrahim Uslan ve arkadaşı  Metin ŞENBİL’in  ve benzeri kişilerin İdare Mahkemeleri ve Asliye Hukuk Mahkemeleri dışında her hangi bir merciye neden gitmediklerini çok iyi biliyoruz. Bu kişiler Adli Ceza Mahkemelerine gidemezler. Bahse konu şahıslar, disiplin yönetmeliğinin 6-d maddesinde yazan “şeref ve haysiyetlerine” olan düşkünlüğünü bir de; ”adli ceza yargısı dâhilinde” gösterseler de biz de ne kadar cesur olduklarını görsek!” dedi.

Hukukçular ise, FETÖ mağdurlarının, bu türden FETÖ zanlılarınca açılan tazminat davalarına maruz kaldıklarında, aşağıdaki Yargıtay Kararını   mahkeme dosyasına koymalarının ‘davanın reddi’ için yeterli olacağını söylüyor ve ekliyorlar; “FETÖcünün yargılanacağı yer; savcılık ve  adli ceza mahkemeleridir.”

İşte FETÖ-cüleri çok üzecek olan Yargıtay Kararı:

T.C.

YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2018/5207
KARAR NO: 2019/2590
KARAR TARİHİ: 6.5.2019

2709/m.12,17,36
4721/m.24
818/m.49

ÖZET : Dava, haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece, davacının dolandırıcılık gibi yüz kızartıcı bir suçla suçlandığı, toplum içerisindeki itibarının zarar gördüğü ve küçük düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Somut olayda, davaya konu söz ve şikâyetlerin savunma amaçlı olarak sarf edildiği, ayrıca iddia edilen hususlarda emare olduğu da anlaşılmasına göre davalının hak arama özgürlüğü kapsamında şikayet hakkını kullandığının kabulü gerekir. Şu durumda mahkemece, istemin tümden reddine karar verilmesi gerekir.

DAVA : Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20/08/2015 gününde verilen dilekçeyle haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 19/04/2016 tarihli kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR 

Dava, haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, davalının yanında hizmet akdi ile çalıştığı günlerin kuruma bildirilmediğinin tespitine ilişkin dava açtığını, yargılamanın sonunda davalının sigorta primlerini yatırmadığını ve olması gerekenden düşük ücret vererek çalıştırdığının mahkeme kararı ile tespit edildiğini, davalı tarafından yargılama aşamasında … kullanmasının kanuna aykırı olduğunun iddia edildiğini, davalının bu iddiasını kanıtlayamadığını, … kullanabileceğinin … kayıtlarıyla ortaya çıktığını, bu iddiaların aksi ispatlandığı halde davalının kendisini dolandırıcılıkla itham ettiğini ve suç duyurusunda bulunduğunu, hakkında takipsizlik kararı verildiğini, dolandırıcılık gibi yüz kızartıcı bir suçla suçlandığını, suçsuz olduğu halde küçük düştüğünü ve toplum içerisindeki itibarının zarar gördüğünü belirterek uğradığı manevi zararın giderilmesini istemiştir.

Davalı, davacının yanında işçi olarak çalıştığını ve bu çalışması karşılığında ücret aldığını, ancak … başvurusu yaparken hiçbir gelirinin olmadığını beyan ettiğini, davacının bu çelişkili beyanları nedeniyle şikayet hakkını kullandığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, davacının dolandırıcılık gibi yüz kızartıcı bir suçla suçlandığı, toplum içerisindeki itibarının zarar gördüğü ve küçük düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.

Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK’nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.

Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikâyeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikâyet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.

Somut olayda, davaya konu söz ve şikâyetlerin savunma amaçlı olarak sarf edildiği, ayrıca iddia edilen hususlarda emare olduğu da anlaşılmasına göre davalının hak arama özgürlüğü kapsamında şikayet hakkını kullandığının kabulü gerekir. Şu durumda mahkemece, istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.

SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 06.05.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.

DipDalga.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.